Türkisch - Englisch
Türkisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Französisch - Englisch
Spanisch - Englisch
Englisch Synonyme
Türkisch - Englisch Sätze
Übersetzung
Werbung entfernen
Einloggen / Registrieren
Licht Ausschalten
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Übersetzung
Synonyme
Sätze
Werkzeuge
Quellen
Über uns
Kontakt
Einloggen / Registrieren
EN-TR
Türkisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Spanisch - Englisch
Französisch - Englisch
Englisch Synonyme
Türkisch - Englisch Sätze
Türkisch - Englisch
Französisch - Englisch
Spanisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Verlauf Ausblenden
Velaufsdetails
Verlauf Löschen
Verlauf :
be expounded
input voltage
downstairs
consumptive
call interception
chinese script
entelarse
zero access
behaviour disorders
terrapin
problem report
jeeze
vertido controlado
cotonou
host based
semicorte
trisulphide
double six
freeware
performance testing
review
preposterously expensive
reminder!
nested hypotheses
man-eater
force someone
Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau
Verlauf
Sätze
Bedeutungen von dem Begriff
"force someone"
im Türkisch Englisch Wörterbuch : 1 Ergebniss(e)
Kategorie
Englisch
Türkisch
General
1
General
force someone
v.
birini zorlamak
Bedeutungen, die der Begriff
"force someone"
mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 120 Ergebniss(e)
Kategorie
Englisch
Türkisch
General
1
General
force (someone) to (do something)
v.
mecbur bırakmak
2
General
force someone to marry
v.
zorla evlendirmek
3
General
force someone to emigrate
v.
tehcir etmek
4
General
force someone to resign
v.
istifaya zorlamak
5
General
force someone’s hand
v.
elini zorlamak
Phrasals
6
Phrasals
force someone to do something
v.
birini bir şey yapmaya zorlamak
7
Phrasals
force someone out of something
v.
birini bir yerden zorla/ite kaka çıkarmak
8
Phrasals
serve as the driving force (behind someone or something)
v.
(birini/bir şeyi) harekete geçiren/teşvik eden etken/güç olmak
9
Phrasals
serve as the driving force (behind someone or something)
v.
(bir şeyi) körükleyen/teşvik eden etken olmak
10
Phrasals
serve as the driving force (behind someone or something)
v.
(bir şeyi) yapmaya sevk/teşvik etmek
11
Phrasals
serve as the driving force (behind someone or something)
v.
(birinin/bir şeyin) arkasındaki itici güç olmak
12
Phrasals
force someone or something down
v.
birini veya bir şeyi yere yatırmak
13
Phrasals
force someone or something down
v.
birini veya bir şeyi etkisiz hale getirmek
14
Phrasals
force someone or something down
v.
birini veya bir şeyi yakalamak
15
Phrasals
force (someone or something) in
v.
(birini/bir şeyi) bir yere tıkmak
16
Phrasals
and force someone or something off
v.
birini/bir şeyi bir gruptan, komiteden vazgeçmeye zorlamak
17
Phrasals
force someone or something off (of) something
v.
birini/bir şeyi bir yerden kalkmaya/çıkmaya ikna etmek
18
Phrasals
force (someone or something) off (of) (something)
v.
(birini/bir şeyi) bir yerden zorla çıkarmak
19
Phrasals
force on (someone or something)
v.
(birinin/bir şeyin) sırtına bir şey yüklemek
20
Phrasals
force (someone or something) off (of) (something)
v.
(birini/bir şeyi) bir yerden el çekmeye zorlamak
21
Phrasals
force someone or something off (of) something
v.
(birini/bir şeyi başka birinin) sorumluluğuna vermek
22
Phrasals
force (someone or something) in
v.
(birini/bir şeyi) bir yere girmeye zorlamak
23
Phrasals
force someone or something off (of) something
v.
birini/bir şeyi bir gruptan, komiteden ayrılmaya zorlamak
24
Phrasals
and force someone or something off
v.
(birini/bir şeyi başka birinin) üstüne atmak
25
Phrasals
force on (someone or something)
v.
(birine/bir şeye) bir şeyi dayatmak
26
Phrasals
and force someone or something off
v.
(birini/bir şeyi başka birinin) sorumluluğuna vermek
27
Phrasals
force someone or something off (of) something
v.
(birini/bir şeyi başka birinin) üstüne atmak
28
Phrasals
and force someone or something off
v.
birini/bir şeyi bir gruptan, komiteden ayrılmaya razı etmek
29
Phrasals
force on (someone or something)
v.
(birini/bir şeyi) devam etmeye zorlamak
30
Phrasals
force (someone or something) off (of) (something)
v.
(birini/bir şeyi) bir yerden zorla ayırmak
31
Phrasals
and force someone or something off
v.
birini/bir şeyi bir yerden kalkmaya/çıkmaya ikna etmek
32
Phrasals
force (someone or something) off (of) (something)
v.
(birini/bir şeyi) bir gruptan ayrılmaya razı etmek
33
Phrasals
and force someone or something off
v.
(birini/bir şeyi başka birine) emanet etmek
34
Phrasals
force on (someone or something)
v.
(birini/bir şeyi) zorlamak
35
Phrasals
and force someone or something off
v.
(birini/bir şeyi başka birinin) üstüne yıkmak
36
Phrasals
and force someone or something off
v.
birini/bir şeyi bir yerden zorla çıkarmak
37
Phrasals
and force someone or something off
v.
birini/bir şeyi bir yerden zorla kaldırmak
38
Phrasals
force someone or something off (of) something
v.
birini/bir şeyi bir yerden zorla kaldırmak
39
Phrasals
and force someone or something off
v.
birini/bir şeyi bir yerden zorla ayırmak
40
Phrasals
force on (someone or something)
v.
(birini/bir şeyi) bir şey yapmak zorunda bırakmak
41
Phrasals
force (someone or something) off (of) (something)
v.
(birini/bir şeyi) bir yerden zorla koparmak
42
Phrasals
force someone or something off (of) something
v.
birini/bir şeyi bir yerden zorla ayırmak
43
Phrasals
and force someone or something off
v.
birini/bir şeyi bir yerden zorla koparmak
44
Phrasals
force (someone or something) off (of) (something)
v.
(birini/bir şeyi) bir gruptan ayrılmaya zorlamak
45
Phrasals
force someone or something off (of) something
v.
birini/bir şeyi bir yerden, komiteden el çekmeye zorlamak
46
Phrasals
force on (someone or something)
v.
(birini/bir şeyi) üstelemek
47
Phrasals
force (someone or something) off (of) (something)
v.
(birini/bir şeyi) bir yerden zorla kaldırmak
48
Phrasals
force (someone or something) in
v.
(birini/bir şeyi) zorla bir yere sokmak
49
Phrasals
force someone or something off (of) something
v.
(birini/bir şeyi başka birinin) üstüne yıkmak
50
Phrasals
force (someone or something) in
v.
(birini/bir şeyi) bir yere dürtmek
51
Phrasals
force someone or something off (of) something
v.
(birini/bir şeyi başka birine) emanet etmek
52
Phrasals
and force someone or something off
v.
(birini/bir şeyi başka birinin) sırtına yüklemek
53
Phrasals
force someone or something off (of) something
v.
birini/bir şeyi bir yerden zorla çıkarmak
54
Phrasals
force someone or something off (of) something
v.
birini/bir şeyi bir gruptan, komiteden vazgeçmeye zorlamak
55
Phrasals
and force someone or something off
v.
birini/bir şeyi bir gruptan, komiteden ayrılmaya zorlamak
56
Phrasals
force (someone or something) off (of) (something)
v.
(birini/bir şeyi) bir yerden kalkmaya/çıkmaya ikna etmek
57
Phrasals
force (someone or something) in
v.
(birini/bir şeyi) bir yere sokuşturmak
58
Phrasals
force on (someone or something)
v.
(birine) tecavüz etmek
59
Phrasals
and force someone or something off
v.
birini/bir şeyi bir yerden, komiteden el çekmeye zorlamak
60
Phrasals
force (someone or something) off (of) (something)
v.
(birini/bir şeyi) bir gruptan vazgeçmeye zorlamak
61
Phrasals
force someone or something off (of) something
v.
birini/bir şeyi bir gruptan, komiteden ayrılmaya razı etmek
62
Phrasals
force someone or something off (of) something
v.
(birini/bir şeyi başka birinin) sırtına yüklemek
63
Phrasals
force someone or something off (of) something
v.
birini/bir şeyi bir yerden zorla koparmak
64
Phrasals
force on (someone or something)
v.
(birinin) zorla ırzına geçmek
65
Phrasals
force on (someone or something)
v.
(birinin/bir şeyin) zorla devam etmesini sağlamak
66
Phrasals
force (someone or something) in
v.
(birini/bir şeyi) ezerek sokmak
67
Phrasals
force on (someone or something)
v.
(birinin/bir şeyin) üstüne bir şey yıkmak
68
Phrasals
force someone or an animal from something
v.
birini/bir hayvanı zorla bir şeyden/yerden uzaklaştırmak
69
Phrasals
force someone or an animal from something
v.
birini/bir hayvanı zorla bir şeyden/yerden göndermek
70
Phrasals
force (oneself) on (someone or something)
v.
gasp etmek
71
Phrasals
force (oneself) on (someone or something)
v.
tecavüz etmek
72
Phrasals
force (someone or something) into (something)
v.
(birini/bir şeyi) zorla (bir şeye/yere) sokmak
73
Phrasals
force someone or something out of something
v.
birini/bir şeyi konumunu bırakmaya zorlamak
74
Phrasals
force (someone) out of (something)
v.
(birini) istifa etmek/pozisyonundan ayrılmak zorunda bırakmak
75
Phrasals
force (someone or something) through (something)
v.
(birini/bir şeyi bir şeye/yere) zorla sığdırmak
76
Phrasals
force someone or something out of something
v.
birini/bir şeyi bir şeyden/yerden zorla çıkarmak
77
Phrasals
force (someone or something) into (something)
v.
(birini/bir şeyi bir şeyin) içine düşürmek
78
Phrasals
force (someone or an animal) out of (something)
v.
(birini/bir hayvanı bir şeyden) zorla uzaklaştırmak
79
Phrasals
force (someone or something) into (something)
v.
(birini/bir şeyi bir şeye/yere) zorla sığdırmak
80
Phrasals
force someone or something out
v.
birini/bir şeyi konumundan ayrılmaya zorlamak
81
Phrasals
force (someone or something) on
v.
(birini/bir şeyi) devam etmeye zorlamak
82
Phrasals
force (someone or something) into (something)
v.
(birini/bir şeyi bir şeyin) içine girmek zorunda bırakmak
83
Phrasals
force someone or something out
v.
birini/bir şeyi bir şeyden/yerden çıkmaya/ayrılmaya zorlamak
84
Phrasals
force (someone or something) into (something)
v.
(birini/bir şeyi) zorla (bir şeye/yere) itmek
85
Phrasals
force someone or something out of something
v.
birini/bir şeyi bir şeyden/yerden çıkmaya/ayrılmaya zorlamak
86
Phrasals
force someone or something out
v.
birine/bir şeye el çektirmek
87
Phrasals
force (someone) out of (something)
v.
(birini pozisyonunu/koltuğunu) bırakmaya zorlamak
88
Phrasals
force (someone or something) off on (someone )
v.
(birini/bir şeyi birine) yamamak
89
Phrasals
force (someone or something) into (something)
v.
(birini/bir şeyi bir şeyin) içine zorla sokmak
90
Phrasals
force (someone or something) into (something)
v.
(birini/bir şeyi bir şeye/yere) tıkmak
91
Phrasals
force someone or something out of something
v.
birini/bir şeyi konumundan ayrılmaya zorlamak
92
Phrasals
force someone or something out of something
v.
birine/bir şeye el çektirmek
93
Phrasals
force (someone or something) into (something)
v.
(birini/bir şeyi bir şeyin) içine itmek
94
Phrasals
force (someone or something) off on (someone )
v.
(birini/bir şeyi birine) yıkmak
95
Phrasals
force (someone or something) through (something)
v.
(birini/bir şeyi bir şeye/yere) tıkmak
96
Phrasals
force (someone) out of (something)
v.
(birini pozisyonundan) ayrılmaya zorlamak
97
Phrasals
force someone or something out
v.
birini/bir şeyi bir şeyden/yerden zorla çıkarmak
98
Phrasals
force (someone) out of (something)
v.
(birini) istifaya zorlamak
99
Phrasals
force someone or something out
v.
birini/bir şeyi konumunu bırakmaya zorlamak
100
Phrasals
force (someone or an animal) out of (something)
v.
(birini/bir hayvanı bir şeyden) zorla çıkarmak
101
Phrasals
force (someone) out of (something)
v.
(birini bir yerden) el çekmeye zorlamak
Idioms
102
Idioms
force someone's hand
v.
birisini istemediği bir şeyi yapmaya zorlamak
103
Idioms
force someone out of office
v.
istifaya zorlamak
104
Idioms
force someone or something down someone's throat
v.
zorla kabul ettirmek
105
Idioms
force someone or something down someone's throat
v.
zorla yedirmek
106
Idioms
force someone or something down someone's throat
v.
zorla yutturmak
107
Idioms
force someone to the wall
v.
birisini köşeye sıkıştırmak
108
Idioms
be the driving force behind someone
v.
birinin arkasındaki itici güç olmak
109
Idioms
force something down someone's throat
v.
birine bir şeyi dayatmak
110
Idioms
become the driving force behind someone
v.
birinin arkasındaki itici güç olmak
111
Idioms
force someone off
v.
birini istifaya zorlamak
112
Idioms
force someone off something
v.
birini istifaya zorlamak
113
Idioms
force someone's hand
v.
birisini bir şey yapmaya zorlamak/mecbur etmek
114
Idioms
persuade or force someone to agree with you
v.
birini hizaya getirmek
115
Idioms
persuade or force someone to agree with you
v.
birini yola getirme
116
Idioms
serve as the driving force (behind someone or something)
v.
arkasındaki neden/sebep/itici güç olmak
117
Idioms
serve as the driving force (behind someone or something)
v.
arkasında olup cesaret/güç vermek
118
Idioms
serve as the driving force (behind someone or something)
v.
(birinin/bir şeyin arkasında) yüreklendirici güç/unsur olmak
119
Idioms
serve as the driving force (behind someone or something)
v.
(birinin/bir şeyin arkasında) kışkırtıcı güç/unsur olmak
120
Idioms
serve as the driving force (behind someone or something)
v.
(birinin/bir şeyin arkasında) motive eden/motivasyon veren güç olmak
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of force someone
×
Term Options
Übersetzung Vorschlagen / Korrigieren
Französisch Englisch Wörterbuch
Spanisch Englisch Wörterbuch
Deutsch Englisch Wörterbuch
Englisch Synonyme Wörterbuch
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy